keep someone - Turc Anglais Dictionnaire

keep someone

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "keep someone" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
keep someone at arm's length v. birinin samimi olmasına izin vermemek
keep someone at arm's length v. biriyle samimi olmamak için ona çok mesafeli davranmak
keep someone at bay v. birini sindirmek
keep someone at arm's length v. birini pek yaklaştırmamak
keep someone company v. birini yalnız bırakmamak
keep something a secret from someone v. bir şeyi birinden saklamak
keep someone waiting v. birini bekletmek
keep someone under surveillance v. birini sürekli olarak gizlice izlemek
keep someone from doing something v. birini bir şey yapmaktan alıkoymak
keep someone at bay v. birini korkutarak yaklaşıp zarar vermesini önlemek
keep someone advised of v. haberdar etmek
keep someone in suspense v. merakta bırakmak
keep someone away v. birini uzak tutmak
keep someone guessing v. birini doğru dürüst haberdar etmemek
keep someone engaged v. birini meşgul etmek
keep someone advised of v. birini bir konuda bilgilendirmek
keep someone company v. birine refakat etmek
keep someone at a distance v. birine soğuk davranmak
can't keep one's eyes off someone v. bakmaya doyamamak
keep someone unaware v. habersiz bırakmak
keep someone waiting v. beklemeye almak
keep on running down (someone) v. diline dolamak
keep an eye on (someone) v. dikkat etmek
keep looking at someone every so often v. durup durup bakmak
keep someone wait a long time v. çok bekletmek
keep someone wait for a while v. az bekletmek
keep someone on the forefront v. gözönünde tutmak
keep someone at a distance v. pas vermemek
keep someone without food and water v. aç susuz bırakmak
keep someone captive v. esir tutmak
keep someone on the hop v. diken üstünde tutmak
keep someone under observation v. müşahede altında tutmak
keep someone out of harm's way v. kötülüklerden uzak tutmak
keep someone under observation v. gözlem altında tutmak
keep someone on one's feet v. ayakta durmasına neden olmak
keep someone in ignorance v. cahil bırakmak
keep someone on one's feet v. ayakta tutmak
keep someone under one's thumb v. sıkı denetim altında tutmak
keep one's distance (from someone) v. resmiyeti korumak
keep on talking with someone v. görüşmeye devam etmek
keep on seeing someone v. görüşmeye devam etmek
keep someone in shape v. birini zinde tutmak
keep someone alive v. birini canlı tutmak
keep someone busy in vain v. birini boşuna oyalamak
keep someone in power v. bir kimseyi iktidarda tutmak
keep interrupting someone v. birinin sözünü kesmeye devam etmek
keep interrupting someone v. birinin sözünü kesip durmak
Phrasals
keep on someone about something v. birine sürekli olarak birşeyi yapmasını hatırlatmak
keep at someone about something v. birine sürekli olarak birşeyi yapmasını hatırlatmak
keep after someone about something v. birine sürekli olarak birşeyi yapmasını hatırlatmak
keep on someone about something v. başının etini yemek
keep after someone about something v. başının etini yemek
keep at someone about something v. başının etini yemek
keep someone still v. ses çıkarmasını engellemek
keep someone still v. konuşturmamak
keep someone still v. hareket ettirmemek
keep on someone (about something) v. birine sürekli bir şeyi yapmasını hatırlatmak
keep at someone (about something) v. başının etini yemek
keep at someone (about something) v. birine sürekli bir şeyi yapmasını hatırlatmak
keep after someone (about something) v. birine sürekli bir şeyi yapmasını hatırlatmak
keep on someone (about something) v. birine sürekli bir şeyi yapması için dırdır etmek
keep after someone (about something) v. birine sürekli bir şeyi yapması için dırdır etmek
keep at someone (about something) v. birine sürekli bir şeyi yapması için dırdır etmek
keep on someone (about something) v. başının etini yemek
keep after someone (about something) v. başının etini yemek
keep away (from someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) fiziksel mesafeyi korumak
keep away (from someone or something) v. (birinden/bir şeyden) uzak durmak
keep away (from someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) fiziksel mesafesini korumak
keep away (from someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) mesafeli durmak
keep away (from someone or something) v. (bir şeye) engel olmak
keep away (from someone or something) v. (bir şeyin) yapılmasını engellemek
keep away (from someone or something) v. (bir şeyden) uzak durmak
keep away (from someone or something) v. (birinden/bir şeyden) uzak tutmak
keep away (from someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) mesafeli durdurmak
keep away (from someone or something) v. (bir şeyden) kaçınmak
keep (someone) down v. (birinin) potansiyelini bastırmak
keep (someone) down v. (birinin) önünü kesmek
keep (someone) down v. (birini) bastırmak
keep (someone) down v. (birinin) ilerlemesini engellemek
keep someone or something in with someone or something v. birini/bir şeyi birinin/bir şeyin yanına yerleştirmek
keep in with (someone) v. (biriyle) birlikte bir yerde tutmak
keep in with (someone) v. (biriyle) arasını iyi tutmak
keep someone or something in with someone or something v. birini/bir şeyi biriyle/bir şeyle yan yana koymak
keep someone or something in with someone or something v. birini/bir şeyi birinin/bir şeyin yanında tutmak
keep someone or something in with someone or something v. birini/bir şeyi biriyle/bir şeyle beraber tutmak
keep in with (someone) v. (birinin) yanından ayırmamak/dışarı çıkarmamak
keep in with (someone) v. (birinin) yanında bir yerde tutmak
keep someone or something in with someone or something v. birini/bir şeyi biriyle/bir şeyle aynı yere koymak
keep in with (someone) v. (biriyle) arkadaş kalmak
keep someone or something in with someone or something v. birini/bir şeyi biriyle/bir şeyle tutmak
keep in with (someone) v. (biriyle) ilişkileri devam ettirmek/iyi tutmak
keep someone on (something) v. birini çalışan olarak tutmaya devam etmek
keep someone or something under something v. birini/bir şeyi bir şeyin altında tutmak
keep something with someone v. bir şeyi birine bırakmak
keep someone on (something) v. birinin düşmeden bir şeyin üstünde durmasını sağlamak
keep someone or something for someone v. biri için birini/bir şeyi korumak
keep someone or something for someone v. biri için birini/bir şeyi muhafaza etmek
keep (something) for (someone or something) v. (biri/bir şey için bir şey) ayırmak
keep someone or something under something v. birini/bir şeyi bir şeyin altında bulundurmak
keep someone or something for someone v. birinin yerine biriyle/bir şeyle ilgilenmek
keep someone or something under something v. birini/bir şeyi bir şeyin altında depolamak
keep (someone or something) for (someone or something) v. (birini/bir şeyi biri/bir şey) için korumak
keep with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) görüşmeye devam etmek
keep someone or something under something v. birini/bir şeyi bir şeyin altında gizlemek
keep with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) görüşmek
keep someone or something for someone v. biri için birinin/bir şeyin bakımını üstlenmek
keep with (someone) v. (birine) emanet etmek
keep with (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) yanında durmaya devam etmek
keep (someone or something) for (someone or something) v. (birine/bir şeye biri/bir şey) için bakmak
keep with (someone) v. (birinin) yanında/yanına bırakmak
keep someone on (something) v. birini çalıştırmaya devam etmek
keep (someone or something) for (someone or something) v. (birini/bir şeyi biri/bir şey) için saklamak
keep someone or something for someone v. biri için birine/bir şeye bakmak
keep with (someone) v. (birinin) gözetimine/bakımına bırakmak
keep someone on (something) v. birinin bir şeyin üzerinde kalmasına yardım etmek
keep with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) birlikteliğini/arkadaşlığını devam ettirmek
keep (something) for (someone or something) v. (biri/bir şey için bir şeyi) elinde tutmak
keep something with someone v. bir şeyi birine emanet etmek
keep someone or something for someone v. birini/bir şeyi biri için elinde tutmak
keep (someone or something) for (someone or something) v. (birini/bir şeyi biri/bir şey) için tutmak
keep someone or something by someone v. birini/bir şeyi birinin yanında tutmak
keep on someone (about something) v. birine bir şeyi yapması için sürekli dırdır etmek
keep something with someone v. bir şeyi birinin yanına/yanında bırakmak
keep someone or something for someone v. biri için birine/bir şeye göz kulak olmak
keep someone or something under something v. birini/bir şeyi bir şeyin altında saklamak
keep something with someone v. bir şeyi birinin gözetimine/bakımına bırakmak
keep with (someone) v. (birine) bırakmak
keep someone or something for someone v. birini/bir şeyi birine ayırmak
keep someone or something under something v. birini/bir şeyi bir şeyin altında muhafaza etmek
keep on someone (about something) v. birini bir şeyi yapması için sürekli teşvik etmek
keep on someone (about something) v. birinin bir şeyi yapmasını sürekli hatırlatmak
keep on someone (about something) v. birinin başının etini yemek
keep someone or something for someone v. birinin yerine birine/bir şeye bakmak
keep someone or something for someone v. birini/bir şeyi biri için saklamak
keep someone or something for someone v. biri için birini/bir şeyi tutmak
keep (someone or something) for (someone or something) v. (birine/bir şeye biri/bir şey) için göz kulak olmak
keep (someone or something) for (someone or something) v. (birine/bir şeye biri/bir şey) için sahip çıkmak
keep ahead (of someone or something) v. (birinin/bir şeyin) önünde tutmak
keep after (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sürekli sıkıştırmak/dürtmek
keep at (someone) v. yapması için (birine) dırdır etmek
keep after (someone or something) v. (birine/bir şeye) sürekli yapması için dırdır etmek
keep at (someone or something) v. (bir şeyin) üzerine gitmek
keep at (someone) v. (birini) sürekli motive etmek
keep after (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sürekli teşvik etmek
keep at (someone) v. (birinin) peşini bırakmamak
keep after (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sürekli motive etmek
keep at (someone) v. (birini) sürekli teşvik etmek
keep at (someone) v. (birinin) başının etini yemek
keep after (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) peşini bırakmamak
keep ahead (of someone or something) v. (birinin/bir şeyin) önünde olmak